Samandağ’da enkaz döküm alanı tartışmaları: Hastalık riski büyüyor, vatandaşlar karşı çıkıyor, belediye valiyi işaret ediyor

Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerin büyük yıkıma neden olduğu Hatay’da  enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor.

Yıkımın en çok yaşandığı üçüncü ilçe olan Samandağ’da belirlenen enkaz döküm alanları ilk günden bu yana tepkilere neden oluyor. Tepkilerin ardından Yeşilköy Mahallesi’nde enkaz döküm çalışmaları sonlandırılırken, moloz yüklü kamyonlar sadece Çiğdede Mahallesi’nde belirlenen alana yönelmiş durumda.

Söz konusu enkaz döküm alanı, çadır kentin kurulduğu Samandağ Deniz Stadyumu’nun hemen yanı başında bulunuyor. Ayrıca yerleşim yerleri ve tarım arazilerinin yanı sıra, önemli bir kuş göç yolu noktası olan Mileyha Sulak Alanı’na ve nesli tükenmekte olan “caretta caretta” kaplumbağalarının yuvalama kumsalına da yakın bir konumda.

25 Mart’ta enkaz döküm alanına giden kamyonların önünü kesen Samandağlılar, alandaki çalışmaların sonlandırılmasını ve dökülen molozların kaldırılması istedi. Yetkililer ise başka bir alanın belirlenmesi için çalışmaların sürdüğünü ifade ediyor.

Deprem öncesi ve sonrası Deniz Stadyumu’ndaki çadır kent ve enkaz döküm alanını gösteren uydu görüntüsü (Kaynak: Harita Genel Müdürlüğü) 

Özel Kalem: “Başkan, Vali Bey’i zor durumda bırakmak istemedi”

Samandağ Belediye Başkanı Refik Eryılmaz, dün (26 Mart) Halk TV canlı yayınında yaptığı açıklamada, “Burayı döküm sahası olarak kullanmak istediklerini söylediler. Biz de tabii o tarihlerde şunu söyledik: Daha uygun bir yer bulabilirseniz uygun olur. Burası da çadır kent olmasından dolayı bir sıkıntı yaratacak dedim. Ama şu anda hazırda burası var dediler. Sonra bakacağız, yer bulduğumuz zaman oraya taşıyacağız diye söylendi. E şimdi vatandaş haklı olarak tepki gösteriyor. Hem sağlık açısından hem görüntü açısından risk oluşturuyor” dedi.

Eryılmaz ayrıca, yıkım alanına yakın olduğu için bu bölgenin cazip gelmiş olabileceğini belirterek, “Bir yer bulunması konusunda yardımcı olunmasını istediler. Yarın (27 Mart) Fen İşleri ekipleriyle beraber biz Samandağ’da uygun neresi varsa oraya transfer etmeye çalışacağız. Tabii nereye gidersek gidelim birileri çıkıyor, itiraz ediyor. Böyle bir gerçeklik de var. En uygun yer neresiyse oraya gideceğiz” ifadelerini kullandı.

Konuya ilişkin Samandağ Belediye Başkanı Refik Eryılmaz’a telefonla ulaşmaya çalıştık. Telefonu açan ve Refik Eryılmaz’ın “Özel Kalemi” olduğunu belirten Ali Toprak, Eryılmaz’ın yoğun bir gün geçirdiğini belirterek konuya ilişkin sorularımızı yanıtlayabileceğini söyledi.

Toprak, Eryılmaz’ın Halk TV’deki sözlerine ilişkin şunları kaydetti:

“Çalışmalar devam ediyor. Ancak bu süreçte tek başına belediyenin karar vermesi mümkün değil. Biliyorsunuz bölgede OHAL var. Samandağ’a da koordinatör vali olarak Iğdır Valisi atandı. Vali Bey’in kararı olması lazım. Başkan Eryılmaz, o gün Vali Bey’i zor durumda bırakmamak için biraz da durumu toparlama amaçlı bu beyanda bulundu. Aslında olay Valilik’te. Yani onların yer belirlemesi, karar vermesi lazım.”


“Tepki olunca ‘yer gösterilsin yaparız’ denildi”

Eryılmaz’ın Özel Kalemi Ali Toprak, çadır kentin yanı başındaki bir alanın nasıl enkaz döküm alanı olarak belirlendiği sorumuza ise, “Boşluk vardı orada. Vali Bey direkt o boşluğu görünce etrafında çadır kent olup olmamasına bakmadan orayı moloz döküm sahası olarak ilan etti. İhaleye çıkan firma oraya döküp ayrıştırmayı da burada yaptı. Sonradan kamuoyunda bir tepki oluşunca ‘Biz bunun bir hal çaresine bakarız’, ‘Yer gösterilsin yaparız’ denildi. Bir sürü yer gösteriyoruz ama henüz bir gelişme olmadı. Şu an için henüz bir gelişme yok. Israrımız var, halkın bir tepkisi var bu konuda. Vali Bey’den güzel bir haber bekliyoruz” yanıtını verdi.

Öte yandan konuya ilişkin telefonla ulaşmaya çalıştığımız Iğdır Valiliği’nden yanıt alamadık.

Samandağ Çevre Derneği: Vali ‘Siz bize öneri getirin, değerlendirelim’ dedi

T24’ün telefonla ulaştığı Samandağ Çevre Derneği Başkanı Mişel Atik de bu süreçte “Samandağ Koordinatörü” olan Iğdır Valisi Hüseyin Engin Sarıibrahim ile görüştüklerini söyledi.

Görüşmede valiye, molozların içinde asbest dahil olmak üzere çok sayıda zararlı maddenin olduğunu, bu molozları taşıyan işçilerin, yerleşim birimindeki vatandaşların ve molozların döküldüğü alandaki diğer canlıların olumsuz etkilendiğini söylediklerinin belirten Atik, sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı:

“Bize önerimizi sordu. ‘Siz bize öneri getirin, değerlendirelim. Biz oraya kalıcı olarak dökmüyoruz. Demiri alır almaz taşıyacağız onları’ denildi. Ama bu duruma gerçekçi yaklaşacaksak, biz bu durumun geçici olmadığını biliyoruz. Çünkü sadece yıkılan binalar bile devasa yığınların oluşmasına neden oldu. Dolayısıyla insanların enkaz döküm alanına yakınında yaşaması büyük bir risk. Yani depremde ölmeyen insanlar ileride kanserle ya da solunum yolları hastalıklarıyla boğuşacaklar.”


Fotoğraf: Murat Bay

“Enkaz alanlarına yakın diye tercih edildi”

Vadi ve sulak bir alan olduğu için Yeşilköy’e enkaz dökülmesinden vazgeçildiğini söyleyen Atik, bölgeye dökülen molozların kaldırılacağını düşünmüyor.

 “Birkaç yer daha gösterdiler, oralar da rüzgârın tozları uçurma riski var. Samandağ dar bir yer. Birçok yerde yerleşim var” diyen Atik, Deniz Stadyumu’nun yanındaki alanının tercih edilmesini ‘enkaz alanına yakın olması’ ile açıklıyor:

“Deniz Stadyumu’nun yanındaki alanı niye tercih ettiler? Çünkü enkaz alanlarına yakın bir noktada. Birçok inşaat firması ya da moloz kaldıran firma demir karşılığı yapıyor bu işi diye duydum. Şimdi bunu alacaklar ama bu tozlar ne olacak? Ne çalışanlar maske takıyor ne de toz çıkmaması için sulama yapılıyor. Ayrıca birçok insan Deniz Stadyumu’nda kurulan çadır kente sığınmış durumda. Bu nedenle alandan ayrılsalar nereye gidecekler? Dolayısıyla bu molozların ormanlara, vadilere, sulak alanlara dökülmemesi gerekiyor. Ama bu konuda belediyeler yön gösterici olabilir. Söylenti babında kaldı ama şu da var: Samandağ Belediyesi’nin bu açık alanı gösterdiği söyleniyor. E koordinatör vali de ‘Ben Iğdır’dan gelmişim, bana bir yer gösterin ben de değerlendireyim’ diyor.”

Çiğdede Mahallesi’ndeki enkaz döküm alanı yakınlarındaki doğal alanlara dikkat çeken Atik, “Mileyha sulak alanı var orada. Dünyanın en önemli kuş göç yolları üzerinde bulunuyor. 14 kilometre boyunca uzanan bir sahil şeridi var. Biz yaklaşık 15 yıldır Tarım ve Orman Bakanlığı adına orada ‘caretta caretta’ kaplumbağalarını izleme ve alan koruma çalışması yürütüyoruz. Bu durum bütün canlılar için bir tehdit oluşturuyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.

ASUD Başkanı Ensari: “Bu mudur hassasiyet anlayışları?”

Asbest Söküm Uzmanları Derneği (ASUD) Başkanı Mehmet Şeyhmus Ensari de enkaz döküm alanı konusunda halk sağlığı değil, ‘rant öncelikli’ bir tercihte bulunulduğunu belirterek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın konuya ilişkin açıklamalarına tepki gösterdi.

T24’e konuşan Ensari, “Bu konu hayattan önce rant öncelikli olur. Molozların taşınmasında mesafe öncelikli olur. Diyelim ki bir kamyonun günde yapacağı sefer sayısı 15 ise, mesafe yakın olduğunda bu 30’a çıkar. Peki oradaki halkın sağlığı ne olacak? Buna bakmazlar. Şu anda gerek İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, gerekse asbestle ilgili yönetmelikler zaten en baştan çiğneyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’dır. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum yıkıntı atıklarını ‘depolamaya uygun şehirlerin çeperlerinde belirlenen alanlara’ taşıdıklarını, Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar çevre hassasiyetine önem verdiklerini söyledi. Yani bu mudur hassasiyet anlayışları? Her şeyi geçiyorum, Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin çevre koruma dairesi vardır. Keza ilçe belediyelerinin de. Bunlara hiç mi danışılmadı? Eğer bu şekilde devam edilirse milyonlarca insan hasta olur. Kanser olabilir, ömür boyu çeşitli hastalıklarla yaşamak zorunda kalabilirler. Bu şekilde gitmez” dedi.

9 Eylül saldırılarında yıkılan İkiz Kuleler’in enkaz kaldırma çalışmalarına ilişkin hazırlanan rapora atıfta bulunan ve bu süreçte benzer bir çalışmanın yapılabileceğini belirten Ensari, şunları söyledi:

“İkiz Kuleler’in enkazında çalışan arama-kurtarma, sağlık, itfaiye, temizlik işçileri dahil tüm çalışanları 1,5 mil yarıçapında bir daire çizip bu alanda yaşayan tam 63 bin kişiyi takibe aldılar. 2021’de sağlık taramasının sonuçları açıklandı ve 24 bin kişide çeşitli kanser teşhisleri konuldu. Prostat, meme, cilt, akciğer kanserleri, lösemi. Bunların dışında kanser olmayıp da kas ve iskelet sistemi hastalıkları ve Dünya Ticaret Merkezi öksürük sendromuyla yaşamak zorunda kalanlar var. Ancak gelinen noktada, ülkemizde hiç kimsenin sağlık taraması takibi yapılmayacak. Buradan çağrı yapıyorum: Evet, hükümet bu işi yapmıyor. Peki muhalefet nerede? Muhalefet de böyle bir çalışmanın öncüsü olabilir. Büyükşehir belediyelerinin sağlık daireleri var. Bir pilot bölge belirlenip bu çalışma yapılabilir. Örneğin bir çadır kentte yaşayan kişilerin sağlık taraması yapılıp takibi de yapılarak yıllar sonra, örneğin 5 ya da 10 yıl sonra sonuçları açıklanabilir.”


“Laboratuvarlar, Bakanlık korkusuyla analiz yapmıyor”

ASUD Başkanı Mehmet Şeyhmus Ensari, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bölgede ölçüm çalışmaların yapıldığı ve çok büyük bir risk olmadığı yönünde açıklamalar yaptığını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:

“O zaman sonuçlarını kamuoyuyla paylaşın. Buradan hareketle bir sıkıntı daha söyleyeyim sizlere: Şu an deprem bölgesinden toz örneği alıp analize gönderseniz hiçbir laboratuvar yapmaz. Neden yapmaz biliyor musunuz? ‘Ya burada asbest bulursam, Bakanlık akreditasyonumu iptal eder’ düşüncesiyle yapmıyorlar. Açık açık söylüyorum. Daha önce yapıyorlardı ancak Bakanlık bunlara uyarıda bulunuyor, korkutuyor. Peki Türkiye’de bu işlemi başka kimler yapabilir? TÜBİTAK yapabilir, e o da yapmaz. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı İş Sağlığı ve Güvenliği Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (İSGÜM) var. O da yapmaz. Ne yapacağız? Biz yine mücadeleye devam ederek ya kendi araştırma laboratuvarımızı kuracağız ya da eskiden Türkiye’de laboratuvarlar kurulmadan önce olduğu gibi İngiltere’ye veya başka bir ülkeye göndereceğiz analiz için. 21. yüzyılda böyle bir şey olabilir mi?”

Alanda yayılan ve bütün şehri kirleten asbest numunelerinin alınması gerektiğini belirten Ensari, “Bakın iddia ediyorum, bizim katı numune analizini şu an Türkiye’de yapmazlar. İSGÜM’den bir ekip gidip çalışma yaptı ama sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmadılar. Muhalefete de çağrıda bulunuyorum. Bu konunun peşine düşülmeli. Biz uzmanlar olarak bölgeye gidelim, asbestli parçaları ayıralım. Normal molozlara karışmasın bu asbestli parçalar. Bu kolay mı, hayır çok zor. Ama ne kadarını kurtarabilirsek. Ve orada çalışanlara hiçbir kişisel koruyucu donanım temin edilmiyor. Yazık olur bu işçilere” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir